Lütfetmişler !!!

Başörtüsü Müslüman Kadının İslami kimliğinin teşhiridir..Adına İslam ülkesi denen ve % 99′unun müslüman olduğu iddia edilen bir kara parçasında esirdir başörtüsü..Esareti pranga yada kelepçelerle değil vicdanlara tutsak edilen kendine has özgürlüğünden ve hakkından taviz verildiğindendir..Ben alanının adını benim belirlemediğim, sınırını kendimin çizmediği bir kısıtlamayla özgürlüğümden mahrum edildim..Adına Kamusal alan dediler..Halbuki önyargı, vicdanların körlüğü ve adaletsizliğin alanıydı bu alan..

Bu alan öyle bir yerdi ki Adı Hastahaneydi ; Bana başörtümle hasta olma yada refakatçi olma izni verilmişti…Lütfetmişlerdi !
Ama başörtümle hasta ve refakatçi olduğum bu alanda, başörtümle ne Doktor nede Hemşire olabilirdim.Yani etki eden değil etki edilen, birinci sınıf değil de ikinci sınıf bir vatandaş olmama izin verilmişti..
Bu alan da Başörtümle bir Mahkeme de Zanlı, Tanık, Şahit olabilirdim.Ama Hakim, Savcı, Avukat olamazdım..
Evet azılı bir suçlu kapkaça maruz kalmış zavallı bir mağdur olabilirdim..Yine Lütfetmişlerdi !..Ama Hak ile hükmeden adil bir savcı yada Hakim olamazdım yada haklının savunucusu bir avukat da olamazdım..
Zaten kendi Hakkını alamayan kendi hakkını aramayan bir acizin hak savunuculuğu da komik olurdu…Yani edilgen durumda olan ben olabilirdim ama etki eden ben olamazdım..
Bir kez daha Lütfetmişlerdi!..

Ve bu alanda öyle bir alan vardı ki ne edilgen nede etki eden olmama izin verilmedi başörtümle..Bu alanda Ne eğitebilirdim ne eğitilebilirdim..Ne Öğretmen, Ne Dekan, Ne Profösör olabilirdim nede bilmem kaçıncı sınıf öğrencisi başörtülü bir hanım olabilirdim…
İşte Kamusal ın EĞİTİM adı verilen bu alanın da bu defa bana LÜTFETMEMİŞLERDİ…
Hasta olabilirdim Suçlu olabilirdim Şahid olabilirdim.. Ama öğrenen, eğitilen,öğreten,bilen bir birey  olamazdım..

Çünkü Vebalıydım..Büyük bir tehdittim bu ülke için..En tehlikeli siyasi araçtı kafamdaki bir metrelik bez…O bez inkılabın korkulu rüyası sistemin baş düşmanı ilan edilmişti çünkü..Acaba ben çok mu tehlikeliydim !?

Belki de farkında olmadığımın farkındalığını LÜTFETTİLER bana…Yoksa onların bu tehlikeli tutumuna, zulüm ve haksızlıklarına karşı Hakkın yardımıyla Hak ve Adalet için direnmeyi emreden öğreten LATİF mi hakikaten LÜTFETMİŞTİ bana !…

Hiçbir zulüm ve baskı kalmayıncaya ve din yalnız Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Onlar savaşmaya son verecek olurlarsa, artık düşmanlık yalnız zalimlere karşıdır.” Bakara(193) “Yarattıklarımızdan, hakka sarılarak doğru yolu gösteren ve hak ile Adaleti gerçekleştiren bir topluluk vardır” Araf (181) Ve bugün 8 Mart Dünya  Kadınlar Günü..
Bu Ülkede başörtülü şahısların ya cinsiyeti belirlenmedi yada yok sayılıyor ki hakları ve özgürlükleri hâlâ görmezden gelinip kendilerine Lütfedilmedi…
Kadının sömürüldüğü kapitalizmin en büyük ve kutsal kuklası haline getirilen bir zamanda Kadınların günü adledilen 8 Mart yani bugün hakikaten güldüren bir komedi…Ve bu sömürü düzenine karşı Başörtüsü ve İslami Kimliği ile direnen Müslüman kadın böyle sahte bir günün kendileri için bir anlam ifade etmemesinden gocunmayacaktır.. 

~ yazan: ahrar Mart 29, 2007.

Yorum Yapın